Faizin Toplumsal Zararları
            Faiz ve tefecilik sisteminde; faizle borç alan kişi çalışır, ancak kârını, bazen de sermayesini üstüne koyarak borcunu öder Bazen ödeyemez kavga eder bazen hapse düşer, bazen icraya düşüp, evini ocağını kaybeder Bazen faizli borcunu ödemek için, başka başka faizlere bulaşarak çıkmazlara girer, Bazen toplumda izzet ve şerefini kaybederek, “üçkağıtçı ve yalancı” mührünü yiyerek toplum dışı kalırlar, Bazen de bunalıma girip ya başkalarının canına veya kendi canlarına kıyarlar..
            Faizle borç verip tefecilik yapanlar ise; paralarına güvenip tembelliğe düşerler Helâlinden çalışanlar Allah’ın sevgilisi olurken; onlar şeytana sevgili olurlar İnsanlara paraları kadar kıymet verip, insanlıktan
uzaklaşırlar..
            Ve bu tür insanlar haram kazançlarına kılıf bulmak için “faiz de bir alışveriştir” diyerek dini istismar ederler Harama, helâl dedikleri için dinden de çıkmış olurlar..
Faiz hastalığına bulaşanlar, Allah korkusunu kaybederek, topluma her türlü kötülüğü yapmaya hazır olup, iyilik, sadaka, zekât ve yardımlaşma adına ne varsa hepsine düşman olurlar..
            Faizci ve tefeciler, insanları kandırmak için bazen Müslüman görünür, Allah ve peygamber adına yeminlerle, dini kendilerine alet ederler Ve dinden görünerek çıktıkları yoldan, münafık olarak geri dönerler..
“Faiz yiyenler, ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar.
Bu onların:”Alış-verişte faiz gibidir’ demelerinden ötürüdür. Oysa Allah, alış-verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak faizden) vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve işi de Allah’a kalmıştır.
            Faiz ve Gelir Dağılımı Ekonomik açıdan faizin toplum üzerindeki en yıkıcı etkisi, diğer etkileri saklı kalmak üzere, gelir dağılımını onarılmaz bir şekilde bozması ile ortaya çıkmaktadır. Emek, sermaye ve üretim araçları faktörlerinin çeşitli oranlarda bir araya gelmesi ile yürütülen ekonomik faaliyetlerden doğan ürünün veya vukû bulan zararın bu faktörler arasında paylaşımı, gelir adaleti açısından büyük önem taşır. Faizli bir kredi işleminde sermayenin hakkı tesbit edilirken, krediyi kullanacak olan emeğin hakkı askıda bırakılır ve belirsizliğe mahkûm edilir. Sonunda ise, gelir dağılımında eşitsizlik kaçınılmaz hâle gelir.
            (Allah onu affeder). Kim tekrar (faize) dönerse onlar ateş halkıdır, orada ebedikalacaklardır”
(BAKARA S.275.AYET)