Büyük İskender zamanın büyük filozofu Aristo'ya bir mektup yazar ve sorar:
"Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?"
1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
2- Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?
3- Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?
Aristo’dan cevap gelir:
1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.
Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur:
    İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin. Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın.
    Anlaşılan o dur ki; Ortadoğu'da tam olarak meydana gelen budur. Yüzyılı aşkındır sükunet bulamayan bu topraklarda sömürgeci süper güçler sürekli fitneler çıkarıp ortaya hakem rolüyle çıkarlar ve hiç bir sorunu da çözmezler. Bilakis Çözüm yollarını tıkayarak fitne ve kargaşanın devamını sağlarlar. Meydana gelen kaos, hırsızlıklarına perde olur. Ülkelerin petrolü, doğalgazı, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri farkına varılmadan başka ülkelere taşınmış olur.
    Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz kaynakları Amerika ve Avrupa ülkelerinin iştahını kabarttığı açıktır. Bu kaynaklardan ikinci sınıf insan olarak gördükleri İslam ülkelerinin faydalandırmayı akıllarından bile geçirmezler. Rusya öteden beri hesaplamalarını yapıp Suriye'nin Tartus limanına demir attı. Askeri üsler kurdu. Enerji denkleminde oyuncu olduğunu ilan etti. Kurtlar sofrasına dönen bu alan içerisinde Türkiye, benim uluslararası hukuktan kaynaklı münhasır bölgelerde arama ve sondaj hakkım var deyip iki gemiyle sondaj faaliyetlerine başladı. Çok doğru ve yerinde bir hamlede bulundu. Kendisiyle beraber Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin de haklarını koruyacağını deklare etti.
    Doğu Akdeniz'deki bu kavga gelecek yeni Dünya Düzeninin lider oyuncularını belirleyecek kadar önemlidir. Avrupa gelecek elli yılın enerji ihtiyacını karşılamak için bu bölgede olmak zorunda hissediyor. Amerika'ya rağmen Almanya, Rusya İle Kuzey Akım projesi doğalgaz anlaşması imzalıyor. Bir yandan Amerikadan bağımsız bir politika geliştirip ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Öte yandan düşman bellediği Ruslarla yakınlaşıyor. 
    Küresel liderliğini kaybetmek istemeyen Amerika'da Ortadoğu'daki enerji havzalarının sahibi olmak istiyor. Enerji denkleminde tek söz hakkına sahip devlet olmak istiyor. Böylece küresel liderliğini yirmi veya otuz yıl uzatabileceği gibi Rusya'nın ve Çinin önünü almak istiyor.
    Yakın zamanda Mısır, İsrail, Yunanistan ve GKRK Amerika öncülüğünde bir ittifak oluşturması bundan kaynaklanıyor. Kuzey Suriye'de ki karışıklıklar ve silah takviyesi tamamen bu amaca yönelik çalışmalardır.
    Sözün özü, bu kaos ve kargaşadan sağlam çıkabilmek için bu coğrafyadaki ülkelerin kendi aralarında ittifaklar kurması gerekiyor. Oldukça zorlu olan rakiplerine karşı, güç devşirmeleri gerekiyor. Özellikle İslam ülkelerinin milli menfaatleri için bir araya gelip güçlerini birleştirmeleri gerekiyor. Türkiye'nin öncülük ettiği bu bağlamda çalışmalar ve uğraşlar var. Ancak yeterli olduğunu söyleyemeyiz.
    Yukarıdaki hikayede olduğu gibi aksi takdirde içimizde hep fitne ve kargaşa çıkartacakları ve kendilerinin çalıp kendilerinin oynadığı oyunlarla karşı karşıya gelmekten kurtulamayacağız.
                                        Medeni Güner
                                            Eğitimci