1. YAZARLAR

  2. Misafir Yazarlar

  3. TAPUSUZ ARAZİLERİN TAPUYA TESCİLİ
Misafir Yazarlar

Misafir Yazarlar

Misafir
Yazarın Tüm Yazıları >

TAPUSUZ ARAZİLERİN TAPUYA TESCİLİ

A+A-

TAPUSUZ ARAZİLERİN TAPUYA TESCİLİ

Tapusuz/ tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların olağanüstü zamanaşımına/ zilyetliğe dayanılarak kazanılması, ülkemiz bakımından önem arz etmektedir. Medeni Kanun özel mülkiyete tabi taşınmazların tapu siciline kaydı zorunluluğu getirmesine rağmen, Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ülkemizde tapulama ve kadastro faaliyetlerinin tamamlanmamış olması nedeniyle büyük ölçüde taşınmazların tapusuz olması ve bu nedenle de zamanaşımı ile mülkiyet hakkının kazanılmasını öngören hükümlerin çok yaygın bir uygulama alanına sahip olması sonucunu doğurmuştur. Bundan ayrı tapusuz taşınmazlar üzerindeki fiili durumun hukukileştirilmesi ve uyuşmazlıkların tasfiyesi amacı ile zilyetliğe özel bir önem verilmesi nedeniyle tapu dışı yoldan kazanma önem arz etmiştir.

Bismil yöremizde kadastro çalışmalarının yapılma yılları köyden köye değişkenlik gösterirken yaklaşık 40-70 yıl evvel kadastro çalışmaları tamamlanmıştır. Bu çalışmaların yapıldığı yıllarda tarımın henüz günümüzdeki kadar gelişmediği tarım malzemelerinin de bu denli gelişmiş olmadığı göz önüne alındığında tarıma elverişsiz alanların tapu kaydı yapılmamıştır. Kadastro çalışmalarının yapıldığı o dönemler taşlık, tepelik, nehir yatağı, çorak, engebe araziler sürülmeye elverişli olmadığı için tapu harici alanlar olarak sicil dışı bırakılmış ise de, bu alanların çoğu günümüzde kullanılmaktadır. 

Hukuktaki adı ile “imar ve ihya nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle tapu tescili” kavramı tapusuz taşınmazların tapulu taşınmazlara çevrilebileceğini ancak bunun bazı şartlarının olduğunu bize göstermektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, imar - ihyadan söz edebilmek için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek, kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesidir. Ayrıca, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin aralıksız ve nizasız geçmesi gerekir. Öte yandan, bir yere toprak taşımak imar ve ihya sayılmaz. Kaldı ki, traktörle her sürüşte taş çıkması imar ve ihyanın tamamlanmadığını gösterir.

Sonuç olarak, tapuda kaydı olmayan bir taşınmazı  davasız ve aralıksız 20 yıl boyunca zilyetliğinde bulunduran kişiler dava açmak suretiyle tapusuz taşınmazın tapusunu alabilirler. 
Av. Mustafa Yüksel

 

Önceki ve Sonraki Yazılar