Toplumu madde bağımlılığından korumak için, önleyici çalışmalara çocuklar küçük yaşlardayken başlanılmalıdır. Bağımlılığın ne olduğu, bu maddelerin insan sağlığına, bireysel ve sosyal hayata ne kadar zarar vereceği ilk önce anne baba tarafından anlatılmalı, ve aile hayatında uygulanmalıdır.
 
Günümüzde ailelerin karşılaştığı ekonomik güçlükler, göçler ve eğitim sorunları gibi nedenlerle aileler çocuklarıyla yeterince ilgilenmemekte veya yetersiz eğitim vermektedirler. Okul ve öğretmen sayısındaki yetersizlik, madde bağımlılığında yetişmiş uzman açığı ve müfredatlardaki eksiklik gibi sebeplerden dolayı madde bağımlılığına karşı okullarda yeterli önleyici çalışmalar yapılamamaktadır. 
 
Çocuklar aile içersinde bu maddelerle karşılaşmasalar bile yaşadıkları sosyal ortam içersinde bu maddelerle tanışmakta, ve kullanabilmektedir. Yapılan birçok bilimsel çalışmalarda gençlerin bu maddelerle ilgili ilk bilgileri ve kullanım teklifi arkadaşlarından aldıkları görülmüştür. Bu nedenle ailelerin bilinçlendirilmesi ve aktif anne baba rollerinin ve aile içi ilişkilerin güçlendirilmesi aile eksenli çalışmaların temelini oluştırmaktadır.
 
Ailenin çocukların gelişim döneminde çok önemli rolleri olmasına rağmen etkileri gençlerin ergenlik döneminde azalmaktadır. Bu süreçte gençler üzerinde ailesi değil arkadaşları daha etkili olmaktadır. Gençler bu süreçte ailesinden uzaklaşmakta ve arkadaşlarıyla daha da yakınlaşmaktadır.
 
Okulda ve sonrasında zamanlarının büyük kısmını arkadaşlarıyla geçirmektedir. Bu süreç içersinde gençler arasında güçlü arkadaşlık bağları oluşmaktadır. Oluşan arkadaş grupları gençlerin davranışlarını şekillendirmede ve sosyal kuralları benimsemede bireyler üzerinde çok etkilidirler.
 
Yapılan bilimsel çalışmalarda çocukların bağımlılık yapan maddeleri yaşadıkları sosyal ortamda tanıdıkları ve ilk kez kendi akranları ile birlikte denedikleri görülmektedir. Bu maddelerin kullanım yöntemleri ve etkileri hakkında ilk bilgiler, kullanım teklifi ve maddenin kendisi arkadaşlarından verilmektedir.
 
Maddelerle ilgili ilk bilgiyi arkadaşlarından alıyor olmaları, maddeleri yanlış tanımalarına sebebiyet veriyor. Özellikle madde kullanan veya merakı olan arkadaşları maddeleri özendirebilmekte ve hatta grup baskısıyla kullanmaya sevk edebilmektedir.
 
Bağımlılık yapan maddelere karşı farklı bilgilendirme çalışmaları yapılmaktadır ama bu eğitimleri genellikle yetişkinler vermektedir. Gençlik döneminde otoriteye (yetişkinlere) karşı var olan karşı koyma psikolojileri verilen mesajın etkisini azaltmaktadır.
 
Özellikle ders saatleri dışında gençlerin vakitlerini iyi değerlendirebilecekleri sosyal ve kurumsal imkânlar ülkemizde çok sınırlıdır. Sağlıklı şekilde sosyalleşemeyen bireylerde davranış sapmaları görülmektedir. Oysaki toplumun gençleri koruması, yönlendirmesi ve sosyal ahlakı benimsemeleri için imkânlar tanıması ve örnek olması gerekmektedir.
 
Kurumsal ve sosyal etkinliklerle gençlerin yetişkinlerle tanışması, toplumsal değerleri öğrenmesi, toplum tarafından kabul gören hayat tarzını onlardan görmesi ve benimsemesi sağlanabilmektedir. Ancak ülkemizde okul eğitimi haricinde gençlere bu fırsatları verecek kurum ve organizasyon sayısı çok sınırlıdır.
 
Toplum hayatımızda öğrencilerin boş zamanlarında kendilerini geliştirmek ve zararlı alışkanlıklar edinmelerini engellemek için bazı aktiviteler yapılmalıdır,
örneğin öğrencinin okul çıkışından sonra spor alışkanlıkları ile enerjisini kişisel gelişimine ayırması sağlanabilir. Böylece öğrenci okul ile ev arasındaki kalan zamanda zararlı gruplara katılmayacak boş zamanlarını faydalı bir şekilde geçirebilir. Bu aktivitelerle madde bağımlılığı arasındaki ilişkinin önleme çalışmalarında etkin olarak kullanılabilecektir.
 
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.
Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir.

Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.
İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardı