1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Diyarbakır'da faili meçhuller çalıştayı başladı
Diyarbakır'da faili meçhuller çalıştayı başladı

Diyarbakır'da faili meçhuller çalıştayı başladı

Diyarbakır'da düzenlenen Faili Meçhuller ve Kayıplar Çalıştayı başladı.

A+A-

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkanı Ahmet Türk, "Tartışarak, sorunlar üzerinde yoğunlaşarak, kayıpları, faili meçhul cinayetleri, toplumu halkımızın gündemine taşıyarak yeniden demokratik bir geleceği kurma şansını yaratabiliriz. Eğer toplumda bir duyarlılık yaratamazsak, bu süreci, bu sistemi değiştirmek şansına sahip olamayız, demokrasiyi gerçekleştiremeyiz" dedi.


Merkez Yenişehir ilçesindeki Sümerpark resepsiyon salonunda gerçekleştirilen Faili Meçhuller ve Kayıplar Çalıştayı'nın açılışında konuşan DTK Genel Başkanı Ahmet Türk, çalıştayda büyük acıların yaşandığı bir dönemi tartışacaklarını söyledi. Tartışarak, sorunlar üzerinde yoğunlaşarak, kayıpları, faili meçhul cinayetleri, toplumu halkın gündemine taşıyarak yeniden demokratik bir geleceği kurma şansını oluşturabileceklerini belirten Türk, eğer toplumda bir duyarlılık yaratılamazsa, bu süreci bu sistemi
değiştirmek şansına sahip olamayacaklarını, demokrasiyi gerçekleştiremeyeceklerini ifade etti. Kirli kanlı dönemlerin üstünü örterek demokrasiyi gerçekleştiremeyeceklerini aktaran Türk, "Bugün dünyaya baktığımızda İspanya'da, İtalya'da, Şili'de, Nikaragua'da ancak çeteler, kontrgerillalar, gladyolar ortaya çıkarılarak, bunlardan hesap sorularak demokrasi gerçekleştirilmiştir. Biz de Türkiye'de yıllarca acıları yaşayan bir toplum olarak, bütün bu kirlilikleri, bu çeteleri ortaya çıkarmak durumundayız,
zorundayız. Bu bizim insani sorumluluğumuzdur. Demokrasi inancımızın gereği olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar büyük acılar yaşandı. Olağanüstü dönemlerde bu acıların faturası devrimcilere, emekçilere ve her şeyden önce de Kürtlere çıkarıldı. Çünkü Kürtler cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar devletin gözünde, sistemin gözünde potansiyel bir tehlike olarak kabul edilmiştir. Ve her zaman tartışmalar yoğunlaştığında Kürtleri sindirerek, susturarak ve
cezalandırarak ancak ayakta kalabileceklerini düşünmüşlerdir. Bugüne geldiğimizde yine aynı şeyi görüyoruz" diye konuştu.

"İKTİDARLARIN TARTIŞILDIĞI HER DÖNEMDE FATURA KÜRTLERE ÇIKARILMIŞTIR"
Milliyetçi dalganın kabardığı veya iktidarların tartışıldığı her dönemde faturanın Kürtlere çıkarıldığını dile getiren Türk, "1980 darbesi ile başlayan bir süreç Kürtler için gerçekten felaket dönemi olmuştur. O dönemi yaşayanlardan biriyim. 1980'de Diyarbakır zindanlarında o vahşetin tanığıyım, o vahşeti izleyen, gören ve o dönemin sanığıyım. O dönemlerde insanların o zindanlardan sağ çıkabileceğini hiç kimse düşünemiyordu. Ve bazen 'Yarabbi canımızı al da bu işkenceden, bu zulümden kurtulalım'
diyorduk. Ve yanı başımızda kalaslarla, coplarla yaşamını yitiren birçok insanımızın cesetleri ile karşılaştık, tanıklık ettik. O manzarayı asla belleğimizden, zihnimizden silme imkanına da bu güne kadar kavuşmadık" ifadelerini kullandı.

"TAHLİYE OLDUKTAN SONRA BİLE GECELERİ UYUMADAN EZBERLEDİĞİMİZ MARŞLARI OKUYORDUM, TEKRAR GİDERSEM İŞKENCE İLE KARŞILAŞMAYIM DİYE"
12 Eylül askeri darbesinde Diyarbakır Cezaevi'nde bulunduğunu anlatan Türk, "Bazen sorarlar 12 Eylül'de Diyarbakır zindanlarından tahliye olduktan sonra öyle bir sistem, öyle bir korku yaratılmıştı ki ben şahsen 56 marş ezberlemiştim. Tahliye olduktan sonra da kendi köyüme döndüğümde gece yatağımda uyurken o marşları tekrarlıyordum unutmayayım diye. Unutursam, gidersem yine aynı işkencelerle, zulümle karşılaşırım diye. Geceleri bazen uyuyamadan tekrar tekrar okuyordum. Unutmamaya çalışıyordum. Tabii ki bu zulüm politikaları aslında farklı şeyin gelişmesine de neden oldu. Kürtlerin özgürlük mücadelesinin büyümesine, gelişmesine de katkısı oldu.

Kürtlerde bir halk olmanın, bir ulus olmanın bilincini de geliştirdi. Bu gerçeği de görmek lazım. Ancak bu geliştikçe devletin politikası 12 Eylül dönemi ile sınırlı kalmadı. Bu politika bugüne kadar sürdürülmekte ve Kürtleri sindirmeye çalışan bir siyasetin hala yürütüldüğünü görmekteyiz. Bir tarafta Ergenekonlar ile ilgili davalar açılırken, bir tarafta
demokrasiden söz edilirken, bir tarafta bugün hala bakıyoruz ki binlerce Kürt siyasetçisi, gazeteci, hukukçu bugün yine zindanlarda. Yani Kürtler geçmişte ölümle, katliamlarla tehdit edilirken, bugün zindanlara atarak, susturarak yürütülen bir politikanın farklı bir versiyonu olarak önümüzde duruyor.

Biz hep şunu söyledik. Eğer gerçekten demokratik bir Türkiye'yi düşünüyorsak, istiyorsak, şeffaflaşmayı düşünüyorsak, halkların kardeşliğini düşünüyorsak ve geçmişle yüzleşmek istiyorsak, bugün Kürt coğrafyasında, Kürdistan'da yaşanan acıların, katliamların ortaya çıkarılması gerekir. Eğer Ergenekon ile ilgili başlatılan soruşturmalar, Türkiye'nin şeffaflaşması ile de ilgiliyse burada binlerce belge var, binlerce delil var.

Aslında bu delillerle, bu belgeler ile gerçeğe ulaşabiliriz, gerçeği ortaya çıkarabiliriz. Biz bu nedenle bugün çete başı, kontrgerilla başı olan şahıslar Ergenekon'dan yargılanırken, sadece Andıç, Balyoz davaları ile yargılanmakta. Peki bu gerçekten Türkiye'yi şeffaflaştıracak bir adım mıdır, bir refleks midir, bir inanç mıdır? Yoksa kendi iktidarlarını sağlamlaştırmaya, kendilerine yöneldiği için mi böyle bir Ergenekon soruşturmasını başlattı? Bunu aslında çok iyi düşünmemiz lazım. Eğer Ergenekon'u ortaya çıkarmak istiyorsanız, Türkiye'deki yaşanan o acıların ortaya çıkmasını istiyorsanız, gelin Cemal Temizöz'ü de halkımızdan sorun, yaptıklarını halkımızdan sorun, Atilla Uğur'u gelin halkımızdan sorun. Onların ne yaptıklarıneer için gerçekten felaket dönemi olmuştur. O dönemı, kaç tane insanın ölümüne neden olduklarını onlar size anlatacaklardır diyoruz. Ama bakıyoruz ki soruşturma belli bir noktada tıkandı" şeklinde konuştu.

"224 TOPLU MEZARDA 3 BİN 58 İNSANIN TESPİT EDİLDİĞİNİ BİLİYORUZ"
224 toplu mezarda 3 bin 58 insanın cesedinin tespit edildiğini söyleyen Türk, şunları kaydetti:
"1915'lerde başlayan bir katliam süreci başlamıştır. Ermeni katliamını biliyoruz. Bugün Ermeni katliamından Şeyh Said isyanına, Dersim'deki katliam ve son dönemlerdeki Kürt halkını bir genel olarak hedef alındığı, katledildiği dönemlere baktığımızda, bugün bile yapılan çalışmalarda 224 tane toplu mezarın ortaya çıkarıldığını biliyoruz. Ve bu toplu mezarlarda 3 bin 58 insanın o toplu mezarlarda tespit edildiğini biliyoruz. Ancak bu hükümetin, devletin demokratik bir adımı olarak değerlendirmemek lazım.
Halkımızın, sivil toplum örgütlerimizin, vicdan sahibi insanların duyarlılığı sonucunda ortaya çıkmış bir görüntü, manzara ve tespittir. Öyle bakmak lazım."

"EĞER TARİHİMİZ İLE YÜZLEŞEBİLİRSEK, GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLİRSEK, HALKLAR ARASINDAKİ KİN NEFRET AZALIR"
Çalıştaydaki çalışmaların Türkiye için çok önemli ve hayati olduğunu ifade eden Türk, "Türkiye halkına, Kürt halkına vereceğimiz mesajlar ve yeni bir sürecin başlaması için önemli bir şans olarak değerlendirmek, görmek gerekir. Şuna inanıyoruz; eğer tarihimizle yüzleşebilirsek, gerçekleri ortaya çıkarabilirsek, halklar arasındaki kin, nefret azalır. O zaman birbirimizi anlamaya çalışırız. Ben çoğu zaman söylüyorum. Eğer Kürt halkı bugün Kürdistan coğrafyasında yaşanan olayları görebilmiş olsaydı,
anlayabilmiş olsaydı veyahut bu yaşananlar doğru bir şekilde aktarılmış olsaydı, bugün farklı bir bakışa, farklı bir bilince sahip olurdu. Ben buna yürekten inanıyorum. Bizim yapacağımız çalışmalar aslında halkların kardeşliğine katkı yapacak bir çalışmadır. Bizim yapacağımız çalışma geleceğimizi güvenç altına alacak olan çalışmadır. Evet bugün Kürtler bir potansiyel tehlike olarak değerlendiriliyor. Hedef haline getirilmiş, ama sistemler kendisine dokunan herkesi hedef haline alacağını da biliyoruz ve
yarın da alacaktır. Biz bu nedenle tarihimizle yüzleşebilecek, geçmişimizi irdeleyecek bir bilince, bir duyarlılığa sahip olmamız gerekir diye düşünüyorum" dedi.
Çalıştaya, DTK Genel Başkanı Ahmet Türk ve Yardımcısı Aysel Tuğluk, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, BDP'li milletvekilleri, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, gazeteci-yazar Nuray Mert, Banu Güven ve Cengiz Çandar, İHD ve Mazlum-Der yöneticileri ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Çalıştay basına kapalı olarak devam ediyor.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.