Mübarek ramazan ayına gireceğimiz şu günlerde Bismil'in güncel konularına değinmeden duramıyorum maalesef .Bu meseleye girmeden evvel bir hikaye anlatmak istiyorum.Ünlü ressamlardan birisi yaptığı bir resmi,yaşadığı bir şehrin en kalabalık yerlerinden birisine koyuvermiş ve altına da:"Bu resimde eksik ve yanlış gördüklerinizi, üzerine küçük bir nokta ile işaretleyerek belirtiniz."demiş.Ertesi gün geldiğinde, resmin her tarafının görülmeyecek derecede işaretlendiğini görmüş.Bu işlemi ikinci kez tekrarlayan ressam bu sefer alttaki yazıyı değiştirmiş ve:"Bu resimde eksik ve yanlış gördüğünüz şeyleri resmin altında belirtin."demiş.Ertesi gün geldiğinde, resme hiç dokunulmadığını görmüş.
 
Aslında şunu demek istiyorum:Sorun gösteren çok ama çözüm üreten az.
Biz de bu yazımızda birkaç sorunu dile getireceğiz.Fakat söyleyeceğim sorunların çözümü çok da zor olmadığından yetkililerin fehmine bırakıyorum.
Saygıdeğer müftümüz sayın Hanefi Ballı hocamız gerek lisan-ı hal ve gerek de lisan-ı kal diliyle insanların teveccühüne mazhar olmuş birisi.Karakterinin ötesinde,hizmet noktasında da olağanüstü gayret gösteren bir profil çiziyor.Fakat bütün bunlar hiç sorun olmayacağı anlamına gelmiyor.Halkın şikayetleri ve önerilerine bir nebze tercüman olmak istediğim için bu yazıyı kaleme aldım. camilerdeki ses sisteminin istenen düzeyde olmaması
Dikkat çekeceğim noktalardan birisi;merkezi camilerdeki ses sisteminin istenen düzeyde olmaması.Günümüz teknolojilerinin çok gerisinden geliyoruz maalesef.Hutbedeki imamın ve minaredeki müezzinin sesini anlamakta zorluk çekiyoruz.Geçenlerde şehir dışına çıkmıştım .Camilerin sistemine imrendim doğrusu.Basit aslında;iki-üç hafta sadece merkezi camilerin ses düzeni için para toplansa, bu sorun hallolur herhalde.Neyse bunu geçiyorum.
 
Bir ikinci sorun ise;malum havalar çok sıcak.Özellikle de sıcak memleketlerde dışarda durmak zor.Evde de canı sıkılan insanlar kendilerini camiye atıyor.Ve cami bir anda yatakhaneyi andıran manzaraya bürünüyor.Yetkililerden ricam şu ki;illa bu şekilde imkan tanınacaksa,cami içerisinde küçük bir bölüm ayrılsın ve üzerine de yatma yeri denilsin.Yani bu şekilde ibadethane ve yatma bölümü ayrı bölümlerde olur.Öyle bir hal alıyor ki;adam cep telefonunun alarmını kuruyor,bir diğeri cami içerisinde telefon görüşmesi yapıyor.Ve işin seyri değişiyor.
 
Birazcık ağır olacak ama;kötü kokan çorapların oluşturduğu bir atmosferde ve hatta bazılarının ağız suyunun aktığı bir halıda ne kadar ibadet edilir sizin insafınıza bırakıyorum...
Son olarak da,caminin iç kapısına kadar yaklaşıp insanları taciz edercesine cemaatten para isteyen dilencilerin ve caminin içine tezgah kuran seyyar satıcıların son ses bağırıp satış yapması.
Cami avlusunda ve cami kapısında elinde terliklerle zorla ayakkabı boyatmaya çalışan boyacılar.Aslında bahsettiğim insanların suçu pek yok aslında.Yetkili diye nitelendirebileceğimiz kimseyi göremiyorum camilerde.Aslında bu vaziyet bizim mabet kültürümüzün seviyesini gösteriyor ne yazık ki.İslam medeniyetinde camiye verdiğimiz değeri gösteriyor.Umarım sayın müftümüz bu sorunları dikkate alır.
Selam ve dua...