1. HABERLER

  2. ANALİZ

  3. Ahmet Altan: Atatürk seçim kazanabilir miydi
Ahmet Altan: Atatürk seçim kazanabilir miydi

Ahmet Altan: Atatürk seçim kazanabilir miydi

Ahmet Altan'dan tartışma yaratacak yazı: Mustafa Kemal, bu ülkede seçim kazanabilir miydi?

A+A-

Taraf gazetesi başyazarı Ahmet Altan bugünkü köşesinde CHP'yi ve Cumhuriyet tarihini eleştiren bir yazı kaleme aldı.. "Yanlış kurulmuş bir cumhuriyetin insanlarıyız biz." diyen Altan, tartışma yaratacak bir soru da sordu: "Mustafa Kemal, bu ülkede seçim kazanabilir miydi?"

İşte Altan'ın "Geçmişe ilerlemek" başlıklı o yazısı..

MUSTAFA KEMAL SEÇİM KAZANABİLİR MİYDİ?
Sadece iktidarda olanları korumayı amaçlayan, yanlış kurulmuş bir cumhuriyetin insanlarıyız biz.

Halkı küçümseyen, dahası halktan korkan küçük bir zümrenin diktatörlüğü, bütün gücüyle kendini koruyabilmek için her şeyin kirlenmesine göz yumdu, sıkıştığı yerde bizzat kendisi her şeyi kirletti.

Bunun temel nedenini aslında tek bir soruyla anlayabiliriz.

Mustafa Kemal, bu ülkede seçim kazanabilir miydi?

CHP SEÇİM KAZANAMIYORSA..
Eğer aradan geçen onca yılda bilmem kaç kuşağı korkunç bir eğitimden geçirip, beyni yıkanmış insanlar yaratmasına rağmen Atatürk'ün görüşlerini savunduğunu söyleyen partiler hâlâ seçim kazanamıyorsa, Cumhuriyet'in ilk yıllarında hiç kazanmazlardı.

DİKTATÖRÜLÜKLER DENETİM MANYAĞIDIR
Seçimle kazanılamayacak bir iktidar nasıl korunur peki?

Silahla ve baskıyla.

Bütün diktatörlükler, denetim manyağıdır.

Her şeyi denetlemek, muhalefeti saptamak ve onu ezmek isterler.

Bunun için kendilerine sadık kullar yaratırlar ve onlara iktidardan pay verirler.

Onların yolsuzluklarına göz yumarlar.

Diktatörlüklerin ahlakı yoktur.

Ahlakı ve ahlaki değerleri çürütür, yok ederler.

CUMHURİYET TARİHİMİZ AHLAKSIZLIK TARİHİ
Silahlı küçük bir azınlığı koruyabilmek için o azınlığın çevresinde yolsuzluklara, ahlaksızlıklara bulaşmış bir çember, bir asalaklar duvarı oluştururlar.

Nerdeyse bütün Cumhuriyet tarihimiz bir ahlaksızlık tarihi oldu bizim, "sayın muhbir vatandaşların" ahlakı en değerli ahlak sayıldı, bütün kurumlar "iktidarı" koruyabilmek için yozlaştırıldı.

Cuntacı generaller, yalancı tarihçiler, pespaye gazeteciler, dikta dalkavuğu politikacılar, cinayet işleyen polisler baş tacı edildi.

Diktayı desteklemek koşuluyla bütün yandaşlara ahlaksızlık ve suç işlemek serbest sayıldı.

Cumhuriyet'le kurulan diktanın, şık şıkırdım giyinip dans etmeyi Batılılık sanan zavallı özentiliğinin dışında bir fikri, ideolojisi, inancı yoktu, insanlar sadece ikiye ayrılıyordu onlar için, yandaşlar ve muhalifler.

NE DİNDARA NE DİNSİZE ACIDILAR
Liberal Cavit Bey'i de, Komünist Mustafa Suphi Bey'i de aynı hunharlıkla öldürdüler.

Nâzım Hikmet'e de Necip Fazıl'a da eziyet ettiler.

Ne dindara, ne dinsize acıdılar.

Kürtlere özellikle acı çektirdiler.

Sadece "koşulsuz" bir yandaşlık sergileyenler ödüllendirildi.

Bu anlayış, her türlü değeri yok saydı.

Ve, bütün kurumların hukuksuz bir karanlıkta mikroplanıp kangrenleşmesine yol açtı.

BÜYÜK HESAPLAŞMAYI BAŞLATAN AKP OLDU
Bu sistemi, ancak halkı gerçekten temsil eden, Cumhuriyet iktidarının kendisine "yabancı" bulduğu siyasi bir güç değiştirebilirdi.

Sisteme ilk büyük darbeyi Turgut Özal vurdu.

Asıl büyük hesaplaşmayı başlatan ise AKP oldu.

Devamı Taraf gazetesinde

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.